
“Nun.Kaleme ve yazmakta olduklarına yemin olsun”!(1)Kalemle başlıyor kainat kitabı.Boş olan sayfalar harflerin birer birer yerlerini
bulmalarıyla, “olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekandaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu bir İlâhî muhafaza levhası; İlahi ilmin aynası, kaderin defteri, kâinatın programı olan Levh-i Mahfuz’u” oluşturuyorlar.
Kainatın kitabından sonra başka kitaplar arz-ı endam ediyorlar.Önce bir nokta konuveriyor sayfaya.Sonra bazı üstadlara göre altı,bazılarına göre yedi noktaya teşbih edilen Elif bu noktanın içinden çıkarcasına icracısının kulağına çok hoş gelen kalem cızırtılarıyla aşağıya iniveriyor.Yanına Lam peşisıra hem cinsini ekleyerek He’ye tutunuyor.Bu cuş ile Elif Lam’a, Lam Elif’e hayran hayran gülümsüyorlar.O kalem ki, Rabbi’nin “Oku!”diye emrettiklerini yazmak için heyecanla kendisini tutacak eli bekliyor.Et ve tırnak gibi kavuşan bu ikili vuslata erince el kaleme, kalem yazmaya doyamıyor.Bir inci tanesi zerafetindeki o nadide cevher her defasında Yaratıcı’sından duyduğu sözleri kendisini kağıda götüren acizane varlığın gönlüne fısıldıyor.
İlk hat “Güzel yazı hocanın öğretmesinde, kemale ermesi çok yazmakta, devamı ise İslam dini üzere bulunmakta gizlidir.” diyen Hz.Ali(R.A)’nin elinden çıkıyor.Sonra harflerdeki sert ve köşeli hatları yuvarlayarak sergileyen İbn-i Mukle, hocasının öğretilerini kendi yorumuyla yenileyen İbn-i Bevvab, kendi zamanına kadar düz kesilerek kullanılan kamışı kendi zamanından sonra çapraz olarak kestiren Yakut-u Mustasimi, Şeyh ekolünün kurucusu Şeyh Hamdullah, Ahmet Karahisari, Hafız Osman, Mustafa Rakım, Mahmut Celaleddin Efendi, Yesari-zade Mustafa İzzet Efendi…
Liste yazının üstadlarıyla devam edip gidiyor.Herbiri kendilerine ihsan edilen nefeslerinden zerre zerre tutarak harflere damgalarını vuruyor.
İlahi kelamı her okuduklarında Rablerinin suallerine ,O’nun İlahi kelamını yazarak cevap veriyorlar.Hz.İbrahim’le başlayan kurban geleneğini yazdıkları hatlarla sembolleştirerek “Bu bizim Sana sunduğumuz Kurban’ımızdır, şefaatini umduğumuz şefaatçimizdir.Bu bizim Sana olan cevabımızdır Ya Rabbi, kabul buyur.”dualarıyla asırlar deviriyorlar.
Nice asırlar usta ellerin tuttuğu kalemlerin yazıya kattığı estetik güzellikler süslüyor gözlerimizi, gönüllerimizi.Kalem dünyadan önce de yazıyordu, dünya sahnesinde de yazmaya devam ediyor.Yazılmayı bekleyen kelimeler kendilerini ortaya çıkaracak olan kalemleri, o kalemler de kendilerini tutacak nadide elleri bekliyor.Yazmanın Elifçesi bitmeyen mürekkeplerle her bakanın göremediği ilhamlar bırakarak akıyor hayat ırmağında.
(1)Kalem Suresi 1.Ayeti Kerime
Hatime AKYOL
Kalıcı Bağlantı
Yorum (3)
Yorum yaz!

- İçime hattın gülümsemesi ve tezhibin gözyaşını veren Rabbime hamd ile-
"Hat,kabiliyet kadar merak ister.Rakım Efendi 12 yaşında icazet almıştır.Bu bir kabiliyetin sonucudur.Fakat ilmin yaşı yoktur.Sebat ederek azimle çalışmanın sonucundamuvaffak olunabilir.Ancak hoca sadece yol göstericidir.Edindiği tecrübeyi,talebesine sözle aktarır,örnekle gösterir.Talebe de kendi çalışmasını o sözlerle yoğurup pekiştirdiği oranda muvaffak olur.Hat sanatı bir meleke kesbetme işidir.Bu aynı zamanda ruhu terbiye etme vesilesidir.Besmele çekerek”Rabbi yessir………”ile meşke başlanır.Ardından harfler,defalarca yazılmak suretiyle en hassas ve incelikli ölçüleriyle zihne ve ele nakş olur.Bunun başka bir anlamı olmasa gerek.Ruhu ve eli terbiye olan talebe artık icazet alma seviyesine gelmiş demektir.Artık bu andan itibaren ruhlara ve gönüllere hitap eden eserler vermenin de eşiğindedir.
Yazının seyri lale gibidir.Güzel ve uzak….
Okunması da laleyi koklamak gibidir.Hat sanatında ahenk ve güzellik,okunurluktan önde gelir.Bu,ahenk ve güzellik adına manasızlığı icab ettirmez.Hat sanatı,hassas ölçülerinden taviz verilmedenestetiği yakalamaktadır.İşte zor olan yanı da budur,hatla gönül bağı olanlara ibadet hazzı veren de.Her ibare her yazı türüne yatkındır diyemeyiz.Bazı ibareler “İstife” gelmez.Hatta lisan dahi yazı karakterine uygunluk bakımından önem arzedebilir.Tarihte yazacağı metni titizlikle seçen hattatlar olmuştur.
Hat sanatı İslam dini ile var olmuştur ve varolmaya da devam edecektir.Hayatın inişleri ve çıkışları olduğu gibi,hat sanatı da zaman zaman küllenir veya parlar.Ama her halükarda varolacaktır."
-İçerisinde Allah’ın muhabbetini barındıran bu sanat uğruna bir ömrü yalnız geçirsem dahi gam değil!-
Hattın Çelebisi Hasan Çelebi/TATAV(Tarih ve Tabiat Vakfı)Yayınları
Not: - işareti aralığındaki sözler şahsıma ait sözlerdir." işareti ile belirttiğim kısımlar ise üstadın yukarıda ismini belirttiğim kitabından alıntı yaptığım kendi şahsına ait sözlerdir.Yayınlamak istediğiniz takdirde bunu belirtmenizi rica ederim.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!

Hüsn ü hat meşkleri(çalışmaları) “Rabbi yessir vela tu assir rabbi temmim bilhayr” duası ile başlar.Yani Allah’ım işimi kolaylaştır ,güçleştirme diyerek…
Dün geçmişte yaptığım bir sülüs meşkini hatırladım ve paylaşmak istedim.Benim için dünyanın en büyük hazinesi olan bir inci tanesinin -hüsn ü hattın(güzel yazı)- büyülü dünyasına bir nebze olsun ortak etmek istedim.Umarım memnun kalırsınız.Ayrıca bu bahsettiğim meşki teknik imkansızlık nedeniyle yayınlayamadığım için affınıza sığınıyorum.
…
Bugün yanıma kamış kalemimi alarak evden ayrıldım.Belki yazanede yazabilirim düşüncesiyle…
İlahi bir hikmet sonucu kalem kağıda değdiği andan itibaren berraklaşmaya başladı.Netlik kazandı.Üstelik sıradan bir kağıt üzerinde bu ince ve zarif duruşunu sergileyebilmeyi başardı.İlk olarak “sin” harfi ile “sad” harfinin o müstesna birleşmesine tanıklık ettim.Sonrasında ise bu ilahi hikmetin sırrını düşünmeye daldım.Bu birleşmenin ardında Allah’ın güzelliğini fark ederek mest oldum.Yüce Yaratıcı’ya bana bu armağanı lutfettiği için hamdettim.“Ah minel aşk ve halatihi”.(05/08/2005/Cuma 12:20…)
(Yukarıda örneğini gördüğünüz meşk sülüs hattıyla yazılmış, Hattat İzzet Efendi’ye aittir.)
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!

Necmeddin Okyay’dan Celi Ta’lik hattıyla “Şefaat Ya Nebiallah
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!