:Bazen akordeonun ritimlerinde,bazen kemençenin tellerinde,bazen de neyin nefesinde diyar diyar sürgün bir son zaman Hatime'si olmanın adı!Uzunyayla'nın bağrında bir Çerkes kızı...Beyan-ı hal:Hal lisanı ile kalbin konuştuğu,aklın sustuğu yer...
Maddeden vazgeçtim manaya geleyim.Mana…Kimsenin tahmin edemeyeceği bir manayla dinliyorum günlerdir bu şarkıyı.Sözleri,müziği,her biri ayrı ayrı büyülüyor insanı.Hele o yakan keman sesine ne demeliyim.Malum,bilenler bilirler geçmişin nostaljisine takılı biri olarak o andan asla çıkmak istemeyen biriyim.Bu şarkıyla da aşkların yalan olmadığı,sevgilerin tenden ibaret kalmadığı,aşığın candan önce cananı düşündüğü zamanlara;bir daha asla geri gelmeyecek zamanlara gidiyor ruhum.Bedenim bu zamanlarda ama ruhum hala eski zamanların buğusunda.Zaman ve mekan arasında kimsenin bilmediği bir yerde,kimsenin bilmediği bir haldeyim.Neyleyim bu da benim kaderim!
Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına Ey ufuklar diyorum yolculuk var yarına Ayrılık görünmüşken yar tutmuyor elimden Misafirim bugün ben gurbet akşamlarına
Hicâz (Nim Sofyan) Bestekâr : Kaptanzade A.Rıza Bey
Farid Farjad, 1938 yılında Tahran’da doğdu. 1966 yılında Tahran Müzik Konservatuar’ında klasik müzik üzerine mastır yaptı. Bundan sonraki dönemde Tahran Senfoni Orkestra’sında önemli görevler aldı.Fars Halk Müziği’nde çok derin bir birikime sahip olan Farjad, keman ile batı klasik müziği üzerinde de çalışmalarda bulundu.Batı klasik müziği üzerindeki çalışmaları Fars müziğinin gelişiminde büyük öneme sahiptir.
Şu anda dünya üzerindeki en iyi keman virtüözlerinden biri olan Farjad’ın An Roozha 1,An Roozha 2, An Roozha 3,An Roozha 4 olmak üzere dört albümlük albüm serisi yayımlandı.Ayrıca sanatçının Golha orkestrası adlı kolektif bir albümde de eserleri yayımlandı.
Ona,kemanın en acı nağmelerini ortaya çıkaran hüzünlü geminin kaptanı dersem yanlış bir tabir kullanmamış olurum.Ayrıca An Roozha’nın “Ters Lale” anlamına geldiğini belirtmek isterim.Müziğinin her notasından acılar süzülen bu virtüözün ne denli zarif bir kişiliğe sahip olduğu ortada.
Neler yok ki onun nağmelerinde!..Ama en çok gözyaşı var.İnsanı içli içli ağlatan bir sızı...Karanlığın içinde varolan aydınlık...Suların usulca sahile dokunuşu...Dinleyeni kendine mübtela ediyor ondaki nağmeler...Her dinlediğimde bana hayatın olmazsa olmaz çilelerinin ne denli tatlı olduğunu hissettiriyor.Ağlamak ki en layık olana,en sevgiliye...Sevgi dediğimizde içimizi titreten Efendiler efendisine...
AĞLASAM UTANIRIM Gördüğüm andan beri ateşinle yanarım, Erkekler ağlamaz sanma; ağlamasam çatlarım. Düşmanım çoktur benim, şu koca yeryüzünde, Nedir bu öfke bana, o pembe gül yüzünde? Şaha kaldırıyorum dörtnala kır atımı, Kilitledin dilimi, ağarttın saçlarımı. Ne mutlu düşmanıyla kuşatılmamış kişi, Yandı yüreğim aman, kavurdu aşk ateşi. Buzlu karlı dağlara kış güneşi düşüyor, Sen yoksun ya yanımda, sanki ruhum üşüyor. Dünya dünya olalı böyle sevda görmedi. Dostum döndü sırtını, düşmanım konuşuyor. Güneşin ışıkları, oynaşır gözlerinde, Dünyalar benim olur, düğüne geldiğinde. Sana olan aşkımı, bir sır gibi saklarım, Adından başka bir ad anmıyor dudaklarım. Bana ne zaman baksan, ruhuma bahar geldi. Senin konuşman cennet, küskünlüğün eceldi. Son bir kez görsem seni, razıydım ben ölüme, Sensizlik ölüm bana, hoş geldi sefa geldi.
(Yüzelli yıldan daha yaşlı bir Çerkes halk müziğidir. Kayseri'nin Uzunyayla bölgesinde derlenmiştir. Çerkes halk oyunlarından "kafe" dansı ritmindedir. Çerkesler arasında en çok sevilen müziklerden birisidir. Sözleri Kuşha Doğan'a aittir.)
Güzel bir göz beni attı bu derin sevdaya Benziyor şimdi benim ömrüm uzun rüyaya Yâri karşımda görsem de dalarım hülyaya Benziyor şimdi benim ömrüm uzun rüyaya
Makam: Nihâvend Usûl: Curcuna Beste: Osman Nihat Akın Güfte: -